Erzincan İl Müftüsü Dr. İsmail Fakirullahoğlu’nun tensipleri ve himayelerinde gerçekleştirilen 3 gün 2 gecelik programda gençler; Refahiye Dumanlı Yaylası İzcilik Kampı’nda unutulmaz hatıralar biriktirdi.
Erzincan Müftülüğü Gençlik Hizmetleri ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iştirakiyle düzenlenen kamp, tabiatın eşsiz güzelliği içerisinde gençlerin kardeşliği, paylaşmayı, sorumluluk almayı ve kâinatı tefekkür etmeyi yaşayarak öğrenmelerine vesile oldu.
Sivaslı İzcilerle Gönül Köprüsü Kuruldu
Kampın ilk gününde Sivas’tan gelen izci gruplarıyla bir araya gelinerek sıcak dostluklar kuruldu. İl Gençlik ve Spor Müdürü Fatih Çöpür ile Refahiye Gençlik ve Spor Müdürü Bülent Mete’nin önceden yaptırdığı titiz hazırlıklar sayesinde gençlerin istifadesine hazır hâle getirilen kamp alanında, talebelerin kalacakları yerler belirlendi; mutfak ve gece nöbetleri düzenlendi. Çevre temizliğinin ardından, tabiata zarar vermeden toplanan kurumuş dallarla kamp ateş yakılarak ilk gece canlandırıldı.
Tabiatın Kalbinde Mütevazı Bir Namazgâh
Açık alana serilen hasırlarla oluşturulan mütevazı namazgâhta, beş vakit namaz cemaatle eda edildi; tesbihatlar yapılıp dualar gönderildi. Aynı sofranın etrafında bir araya gelen gençler, israfa meydan vermeden, kendi tabak ve gereçlerini temizleyerek sorumluluk bilincini bizzat tecrübe etti. Geceleri dörder kişilik ekipler halinde tutulan ikişer saatlik “kamp ateşi ve güvenlik nöbetleri” sayesinde gençler, vatan nöbetinin mukaddes anlamını derinden hissetme fırsatı buldular.
Değerler Eğitimi Hayatın İçinde Tezahür Etti
Kamp boyunca düzenlenen sohbet ve derslerde; temizlik âdâbı, abdest, namaz, sofra âdâbı, büyüklere saygı ve küçüklere şefkat gibi temel insani ve dini değerler işlendi. Teoride aylarca anlatılabilecek hakikatler, kamp ortamında yaşanılarak kalıcı davranışlara dönüştürüldü.
Parkur yürüyüşleri ve tabiat gezilerinde gençlere, kâinata Allah namına bakma ve her varlıkta Cenâb-ı Hakk’ın sanatını okuma (tefekkür) ufku kazandırılmaya çalışıldı. Kuşların ötüşünden rüzgârın esintisine kadar tüm mahlûkatın lisan-ı hâl ile yaratıcıyı zikrettiği hakikati üzerine hasbihaller edildi. Akşamları kamp ateşi başında ilahi ve marşlar söylenirken, sabahları düzenlenen bayrak törenleriyle gençlerin zihnine millet ve ümmet şuuru nakşedildi.

